sarı öküzün hikayesi

image (11)Gazetenin sanat köşesi için, yerel bir müzik grubunun haberini yapmaya gitmiştim. Ufak bir dinletilerini kayda çekecek, bir de röportaj yapacaktım. Bekir Abi’ye, tüm dinleti boyunca sadece bir defa, o da bir es aralığında çaldığı kornoyu sorduğumda, bir müzik grubunun röportajı, Sarı Öküz’ ün hikayesine dönüşmüştü. Buyurun size Bekir Bey’in dilinden Sarı Öküz’ ün hikayesi.

Babamın sarı bir öküzü vardı. İnatçıydı. Benzemiyordu diğerlerine. Aklından ne geçiyordu, kimse bilmiyordu. Tüm sürü otlanırken o yatıyor, onlar yatarken, o otlanmaya çıkıyordu. Yalaktan su içiyordu diğerleri. O, illaki de musluğa dayamalıydı ağzını. Ama sadıktı sürüsüne, hissettiği sorumluluk, tüm sürüyü ahıra götürene kadar çobanlık ettirirdi. Hepsi ahıra girdiğinde, o girmez, önünde çöker, o ahıra girmeyi zul sayardı. Babam Sarı Öküz ’ü ahırın önünde gördüğünde bilirdi ki, tüm sürü güvendedir. Bir yarım saat uğraşırdı onu içeri almak için. Bir gün, tüm sürü otlaktan ahıra yol boyunca dönerken, bizim Sarı Öküz her zamanki gibi yol ortasından yürümekteymiş. Köylüler bilirdi, Sarı Öküz hiçbir zaman kenara çekilmezdi. Onun yanından dolaşır, yola öyle devam ederlerdi. Ama gelen traktör köyün yabancısıymış. Sürü yol kenarına çekilmiş, bizimkisi çekilmemiş. Durmayan korna sesinden rahatsız olduğundan sağa sola hareket etmiş. Yabancı da yoldan çekildiğini düşünüp basınca gaza, Sarı Öküz’ e çarpmış. Bizimkisi bir kenara devrilmiş, traktör yolun diğer yanına çıkmış, devrilmekten zor kurtulmuş. Bakmış yabancı, Sarı Öküz ayağa kalkmış, O da yoluna devam etmiş. Sarı Öküz ayağa kalkmış ama , bir boynuzunu da orada bırakmış. Sendeleye sendeleye, almış sürüyü arkasına, ahıra kadar getirmiş. Babam uzaktan görmemiş bir boynuzu olmadığını, söve söve gelmiş yanına kadar. Kafasından kan sızmış kurumuş. Yerde bir topak kan varmış. Boynuzundan geldiğinden düşünmüş. Terslik olduğunu anlayınca hemen ahıra bakmış. Tüm sürü yerindeymiş. Ya kavga etmiştir, ya ağaca toslamıştır, bilinmez ki, sarı öküzün halleri diye düşünmüş. İçeri girsin diye itmeye, vurmaya, her zamanki uğraşına hazırlanıyormuş ki sarı öküz yerinden kalkıvermiş. Babam “suçunu biliyor namussuz” diye düşünürken, sarı öküz kan kusmuş yere düşmüş. Babam hemen eve gidip bıçağı alıp, mundar olmasın diye kesivermiş. Annemin anlattığına göre de, kestikten sonra başında yarım saat hüngür hüngür ağlamış. Anlıyormuş, sürüyü ahıra kadar sağ salim getirmeden kendini salmadığını, acı çeke çeke de olsa son kez görevini yaptığını. Babam ölünce, kardeşler yadigar diye eşyalarından birer parça aldık. Kendimi bildim bileli duvarda, kilimin üzerinde asılı tek bir boynuz vardı. Ben de onu aldım yadigar olarak. İşte bu kornoyu o boynuzdan yaptım. Ne zaman bir kahramanlık parçası çalsak arkadaşlarla, bu kornoyu bir nota dahi olsa seslendirmek isterim. Gene de Sarı Öküzden yadigar bu kornoya çok güvenemem. Bazen do sesi vermeye çalışıyorum, mi bemol veriyor namussuz, aklından ne geçiyor kim bilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir