Oda dar geldi. Sığamadı eve. Ekşiyen midesinin aleve bıraktığı varlığını, Ankara kışıyla pansuman etmeye sokaklara çıkardı. Sokaklar tenha. Tık nefes sokak lambaları; ayazın tırısa sürüklediği kar tanelerinin sahne ışıkları. Karanlık sokaktan ittire kaktıra sahneye ilerleyen adamın adı Cemil. Karanlığı yaran elinden çıkardı eldivenini. Üşümeye başlayan ellerini seyrediyor. Cemil’in aklında vuslata ulaşmayan aşkları. Elleri morarmaya başlıyor. Kar taneleri morarmış ellerde erimeye ayak diriyor.
Başka bir şehrin hücreleşmiş odasında bir kadın, buğu tutmuş cama parmaklarıyla fedakarlık yazıyor. Harfler parmaklarının sıcaklığında henüz erimeye başlamamışken bir mesaj iki şehri tek yürek haline getiriyor. Bu şiir dalgalanan bir aşkın ayakta kalmasının tohumu oluyor.
Çıkardım eldiveni
Tuttum elimi ayaza
Zemheri oturdu ayasına
Şimdi sevdalı gözlerle
Bakıyorum morarmış parmağında
Bir bakış fazla yaşayacak
Dans eden kar tanesine