Büyük gırgırlarıyla balıkçılar
Dalgalar durulmuş gibi
Karadenize ağlarını atmaktaydı
Tembel bir kış ikindisinde güneş
Bunca yoldan yorulmuş gibi
Ağlardaki balıkların gümüş pullarında yatmaktaydı
Ve bir kedi hırıldayarak limanın yamacında
Aç mısın diye sorulmuş gibi
Gelecek bir balığı hayalinde tatmaktaydı
Balık kurtulmak için çırpınıyor
Balıkçı ağı biran önce toplamak için
Kedinin çırpınışı
Diğer kedilerden daha acınaklı bir mırıldanış çıkarmak için
Tüm bu çırpınış içinde güneş
Sadece ağdaki balıklar için son kez batmaktaydı
Prese kaptırdıkları arkadaşlarını hatırlayan iki işçi
Gözleri karadeniz gibi nemli bu çırpınışlara bakmaktaydı
Bak dedi Ahmet dönerek Metin’e
Senin gördüğün bu gırgır atarak ağını
Bu maviliklerin inerek dibine
Toplar derinlerin solunu sağını
Öyle topluyorlar bizi de
Kölece geçiresin diye ömrünün en verimli çağını
Bu balıkçıya sırnaşan kedi gibi bazıları
Onlar sen kurtulamayasın diye bu ağlardan
Efendisinin üzerimize saldığı tazıları
Ve biz de sürü gibi ağlara takılan balıklarız
Ağı gördüğü halde ağa koşan kalabalıklarız
Bir kedi sürtünerek Ahmet’e arınırken kirlerinden
İki arkadaş artık saklamıyordu
Gözlerindeki bulutları birbirlerinden