Şiirler

Kafamda bir adam vardı, gezgin bir işçi. Anlatılmayı hak ediyordu, ben de şiirini yazdım. Kafamda o adam hala duruyordu, şiir tam anlatamamıştı işçiyi. Bir de hikayesini yazdım. Hikaye ve şiir bir arada. anlatma konusunda çok rahatlatınca beni, bazı hikayelerde bunu bir tarz olarak benimsedim. O yüzden bazı şiirleri burada değil, o şiirin geçtiği hikayede göreceksiniz.

ilk kar

Yağacak ilk karı Gizliyorken sisin kollarıPeçesi kapalı gökyüzüKarartmışsa bütün yollarıVe umacak bir dost yoksaBulanık aydan gayrıGece erken düşmüştürOtuzunda yaşlanır insan YaşadığınGecelerin erken düştüğüBakınca bir adım geriyeHeybene bin keşkenin üşüştüğüKavşaksız ayrımsız tükenenDümdüz bir hayatsa İşte bu hayattaAnı yaşa diyenlerin arasındaBil kiMutluluk an kadar kısaMutlulukKupkuru bir sevgiye tutulmaksaAn için yaşanır daAn için ölünmez diyorsan eğerDamağındaki kuruluğuKıyısından geçilmiş […]

ilk kar Read More »

gezgin işçinin türküsü hikayesinin şiirleri(büyük yalancı)

Ben mi Ben buradan sadece geçmekteyim Işıksız bir yeryüzünden Yıldızlara bir kere bakamadan Geçmeyeyim diye buralardan Elime taş alıp sokak lambalarını kırmaktayım   Evet haklısın Ben kocaman bir yalancıyım Buradaki sefalet dolu sokaklara Gölgemin düşmesinden korkmaktayım Gölgeme bakınca kendimi görürüm Sokak lambalarını o yüzden kırmaktayım   Evet gene yalan söyledim Şu korkmuş çocuklar kırdı deseydim

gezgin işçinin türküsü hikayesinin şiirleri(büyük yalancı) Read More »

beş parmağın hikayesi(dolmuş tiyatrosu hikayesinin şiiri)

Bu, yetişmek için yolun götürdüğü yere, koşar adım gitmek yerine yol vermiş gözlerine yol vermiş iki adım arasında iki ayrı dünyanın varolageldiğini görebilsin diye   Bu, yol vermiş kulaklarına ortak olmuş diğerinin anlattıklarına baktığında varolana kendi kattıklarına baktığında varolandan kendi attıklarına anlamışki bu anlatı; paylaştıkça arınacak paylaştıkça donanacak anlatmış  gözlerine ve kulaklarına yol vermiş arkadaşlarına  

beş parmağın hikayesi(dolmuş tiyatrosu hikayesinin şiiri) Read More »

antepte

Madem Antepteyim dedim Bir porsiyon baklavasız gidemedim Girdim kuyumcu şıklığında kuyumcu ışıklığında bir tatlıcıya Burda Işıklı camekanın altında Tatlıcının altınları yatmakta Tatlıcı bir grup turiste Bu servetin inceliklerini anlatmakta -İyi pişmişse eğer altın gibi ışıldamakta Saf tereyağı hafifletir bu yoğunluğu damakta-   Tatlıcı mutlu Turistler mutlu Ben mutluyum Mutlu insanların yaşadığı bir yere geldiğime dair

antepte Read More »

adanmışlık

Anlayınca bir düşten uyanmışlığını Elinden bir tutam adanmışlık düştü yere Kayıtsızlık çökünce titreyen ellere Alamadı adanmışlığını   Afalladı Kalmasın diye ciğerinde Ona dair hiçbir ses yerinde Ufka öfkeli bir küfür salladı   Şimdi adanmışlığın çatladığı yerden Son düş de sönene kadar vazgeçmişlik sızacak Volkanca yanmışlığın patladığı yerden Son lav da sönene kadar bilgece susacak

adanmışlık Read More »

şehrin kaldırımları(emekli şairin ölümü üzerine hikayesinin şiiri)

Şehrin kaldırımları Taşır sırtında Kavuşmaları, ayrılışları Görünür kılmaz onları Sokaklar boyunca uzanmaları Çıkınca kamburları Derinleşince göz çukurları Hatırlanır varlıkları Hatırlanınca Unutulmalarının da vakti gelir Bir sabah kaybolurlar Yerlerine görünmez yeni kaldırımlar serilir   Oysa benim sokağımda Hatırlanmayan insanlardır Binalar Görünmez insanlarla doludur Varlıkları Mesela kömür sobasından Çoluk çocuk zehirlenince hatırlanır Bir kadın Geceler boyunca dayak

şehrin kaldırımları(emekli şairin ölümü üzerine hikayesinin şiiri) Read More »