Yangınlar yaratan coşkusu
Sadece gençliğinden beslendi
Vakit hazana döndüğünde
Alevler içindeki yüreği söndüğünde
Tüm varlığı korku denen bir duyguyla islendi
Yitince gençliğiyle birlikte coşkusu
Kalmadı yağmur ardılı bir manolya kokusu
Tüm yaşadıklarından elinde kalan
Sönmüş isli yüreğinden yayılan
Nevi şahsına münhasır olmayan bir kaybetme korkusu
Önce çokları gibi
Sahip olmadıklarını
Kaybetmekten korkarak yaşadı
Sonra elinde olanlara değer katıp
Onları kaybetmekten korkarak
Gençti
Onaltısında eşini sevdi
Kokularıyla manolyaların
Her mayıs gelişini sevdi
Derelerin coşuşunu sevdi
Arıların uçuşunu sevdi
Gençti
Tarlada sırtında kilolarca oduna değil
Bir satır okumaya üşengeçti
Okusaydı belki de
Vakit hazana vurmamışken
Kaleme dil veren yürek durmamışken
İlkinin yazdığı bir paragrafı tesadüfen
Sırtındaki odun kadar yorulurdu muhtemelen
Anlatmaya fraklarıyla gelmiş bu ağdalı dilden
Şimdi hazan vaktidir
İlk kahramanımız evinde
Bu halktan adam olmaz demektedir
Ninemizse derelere gem vuran
Heslere direnmektedir
