Sığdırıp öfkesini birkaç sese
Akordsuz bir gökgürültüsü olup bağırdı
Böyle anlarda toprak gibi susmalı
Bırakmalı durulana kadar şimşekler
Karşındaki tüm yükünü kusmalı
“Sen” dedi yanan elleriyle
“Bana bu kağıdı verdin
Bu işyerine gönderdin
Güvenlik almadı içeri
Sağırları almıyormuş işyeri”
Hala az biliyorum işaret dilini
Açılmıyor zihnimde soyut ifadeler
Çilingir gibi kullansa da elini
Ben anlamayınca ne ifade eder
Baktı ki anlattıkları
Gözlerimde kayboldu
Bir kez daha
Bir kez daha
Bir kez daha anlaşılamaz oldu
Ne kendine paye biçip
sağırlığına kızdı
Ne de gözlerinden ufacık da olsa
bir usanmışlık sızdı
Cebinden bir defter çıkardı
tek bir kelime yazdı
Onlarca paragraf bir derdi
bu kelime kadar anlatamazdı
“Neden” yazıyordu kağıtta
Neden beni gönderdin de vardı içinde
Neden beni işe almıyorlar da
Neden ben kendimle barışabilmişken
Beni içlerine almıyorlar da
İçimde bir haksızlık yankılanıp dururken
Duruldu sandığım şimşekler beni vururken
Aldı defteri “başka bir iş” diye yazdı
Hayat ona göz açtığından beri zordu
Zorda büyüyenler için vazgeçmek olmazdı
Göğsümde
fırtına ardılı bir gökkuşağı açtı
Kara bulutlardan güneşi doğuran
Vazgeçmeyenlerin var ettiği inançtı
